Bulaşık, telefon, para, aile, cinsellik. Tartışmanın konusu her seferinde değişiyor ama varılan yer hiç değişmiyor: aynı cümleler, aynı tırmanma, aynı küslük.

Bunun sebebi konuların çözülememesi değil. Sebep, konudan bağımsız işleyen bir döngü.
Yaklaşan ve uzaklaşan
En sık gördüğüm örüntü şöyle işliyor.
Biri yakınlık kurmak ya da bir sorunu çözmek için yaklaşıyor. Sesi yükseliyor, ısrar ediyor, açıklama istiyor. Diğeri bunu saldırı olarak algılıyor ve geri çekiliyor: susuyor, odadan çıkıyor, telefonuna bakıyor. Geri çekilme, yaklaşanın “beni önemsemiyor” korkusunu tetikliyor ve daha çok yaklaşmasına yol açıyor. Bu da diğerini daha da uzaklaştırıyor.
Bu döngüde kimse kötü niyetli değil. İkisi de aynı şeyi arıyor: güvende olmak. Ama biri güvenliği yakınlaşarak, diğeri mesafe koyarak aradığı için, her ikisinin de kendini korumak amacıyla yaptığı şey tam olarak karşısındakinin en çok korktuğu şeye dönüşüyor ve döngü kendi kendini besleyerek hızlanıyor.
Kritik nokta şu: döngü başladıktan sonra konuşulan konu artık önemli değil. İkiniz de konuyu değil, döngüyü yaşıyorsunuz. “Kim haklı” tartışması bu yüzden hiçbir zaman sonuçlanmıyor. Seansta çiftlerin en çok direndiği kısım da bu oluyor, çünkü ikisi de haklı olduğunu kanıtlamak için gelmiş oluyor.
Ayrılığı öngören dört iletişim biçimi
İlişki araştırmalarında, ayrılığı yüksek doğrulukla öngören dört iletişim biçimi tanımlanmış. Gottman literatüründe bunlar sık sık “dört atlı” diye geçiyor.
Eleştiri, davranış yerine kişiliği hedef almak. “Yine unutmuşsun” değil, “Sen zaten hiç düşünmezsin”.
Savunuculuk, sorumluluğun bir kısmını almak yerine karşı suçlamaya geçmek. “Ben mi? Sen dün…”
Küçümseme ise dördü arasında en yıkıcı olanı. Alay, göz devirme, iğneleyici mizah. Bir çiftte küçümseme yerleşmişse ilk çalıştığım şey bu oluyor, diğerlerinden önce.
Duvar örme, tamamen kapanma ve tepkisizleşme. Genellikle fizyolojik olarak aşırı uyarılmış tarafın yaptığı şey; kalp atışı yükseldiğinde beden konuşmayı bırakıyor. Yani duvar örmek çoğu zaman umursamazlık değil, aşırı yüklenme.
Bu dördünü tanımak tek başına fark yaratıyor. Çünkü hiçbiri kaçınılmaz değil.
Alternatifleri
Eleştiri yerine ihtiyaç dili işe yarıyor. “Sen hiç…” ile başlayan cümleyi “Ben şu olduğunda şunu hissediyorum, şuna ihtiyacım var” kalıbına çevirmek. Kulağa yapay geliyor, biliyorum. Danışanlar da ilk seansta bunu söylüyor. Sonuç yapay değil.
Savunuculuk yerine kısmi sorumluluk. Söylenenin tamamına katılmanız gerekmiyor; yüzde onuna katılmak döngüyü durduruyor. “Haklısın, dün geç haber verdim.” Bu kadar.
Küçümsemenin karşılığı takdir pratiği. Günde bir kez, karşınızdakinin yaptığı küçük bir şeyi adlandırarak söylemek. Araştırmalar sağlıklı ilişkilerde olumlu ve olumsuz etkileşim oranının yaklaşık beşe bir olduğunu gösteriyor. Bu oran tutulmadığında tek bir güzel jest yetmiyor.
Duvar örmenin yerine mola istemek geliyor ve buradaki ayrıntı önemli. “Konuşmak istemiyorum” mola değil. “Şu an çok gerginim, yirmi dakika ara verip döneceğim” mola. Molanın koşulu geri dönmek; süre söylenmezse mola terk edilme gibi yaşanıyor.
Tartışmayı erken durdurmak
Sağlıklı çiftler tartışmıyor değil. Tartışmayı daha erken durduruyorlar.
Bunu onarım girişimleriyle yapıyorlar. Bir espri, bir dokunuş, “biz bunu daha önce de aştık” demek, “dur, yanlış başladım” diyebilmek. Onarım girişiminin zarif olması gerekmiyor. Kabul edilmesi yeterli.
Aslında çift çalışmasının en somut hedefi bu: onarım girişimlerinin sayısını artırmak ve kabul edilme oranını yükseltmek. Tartışmaların tamamen bitmesi hedef değil, çünkü gerçekçi değil.
İlişkilerdeki sorunların yaklaşık üçte ikisi kalıcı. Kişilik ve değer farklarından doğuyorlar ve çözülmüyorlar. Fark yaratan şey bu farkları çözmek değil, onlar hakkında konuşurken birbirine zarar vermemek.
Aynı tartışma aylardır dönüyorsa, tırmanma hızı artıyorsa ya da artık tartışmıyor da yalnızca uzaklaşıyorsanız üçüncü bir bakış işe yarıyor. İlişkiye bir aldatma girdiyse onarım farklı bir yol izliyor; bunu aldatılma sonrası yaşananlar ve affetmek yazısında ayrıca anlattım. Sürecin nasıl işlediği çift ve evlilik danışmanlığı sayfasında. Eşiniz gelmek istemiyorsa bireysel danışmanlık ile ilişki odaklı çalışmak da mümkün; bu sandığınızdan daha sık oluyor.

