Üç şey yiyor, gerisine elini bile sürmüyor. Tabağın başında geçen kırk beş dakika, pazarlıklar, tabletin açılması, en sonunda yenilgiyle kalkılan masa ve akşamın geri kalanına yayılan gerginlik.

Bu tabloyu her akşam yaşayan bir ebeveynin asıl merak ettiği şey çoğu zaman “ne yedirsem” değil; “bu normal mi, yoksa bir şey mi kaçırıyorum?”
Bu yazı tam olarak o sorunun yanıtı için. Neyin gelişimin olağan parçası olduğunu, hangi işaretlerde beklemenin doğru olmadığını ve danışmanlığın bu başlıkta ne yapıp ne yapamadığını anlatıyor.
Seçici yeme çoğu çocukta bir dönem
İki ile altı yaş arasında yeni yiyeceğe karşı temkinli olmak beklenen bir davranış. Çocuk bu dönemde hem tat ve dokuya karşı daha hassas hem de kendi kararını kurma çabasında; reddetmek, elindeki az sayıdaki kontrol aracından biri oluyor.
Bu dönemde listenin daralması, aynı yiyeceği haftalarca istemek, yeşil olan her şeyi reddetmek ya da yiyeceklerin tabakta birbirine değmesine itiraz etmek yaygın. Çocukların önemli bir kısmında bu tablo, üzerine gidilmediğinde kendiliğinden geriliyor.
Burada ebeveyni asıl yoran şey genellikle yiyecek sayısı değil, masadaki mücadele oluyor. İyi haber şu: değiştirilmesi en kolay kısım da orası.
Ne zaman dönemsel olmaktan çıkıyor
Birkaç işaret, tablonun kendiliğinden geçmesini beklememek gerektiğini gösteriyor.
- Kilo kaybı, büyüme eğrisinde duraklama ya da boyca geri kalma
- Yediği yiyecek sayısının zamanla artması değil, giderek azalması
- Yutma güçlüğü, öğürme, kusma ya da boğulma korkusu
- Yemek reddinin ani başlaması, özellikle boğulma veya kusma gibi bir olayın ardından
- Bütün bir besin grubunun (örneğin katı yiyeceklerin ya da proteinin tamamının) devre dışı kalması
- Halsizlik, solukluk, sık hastalanma, dikkatte belirgin düşüş
- Doğum günü, kamp ya da okul yemeği gibi ortamlardan yemek yüzünden kaçınma
- Okul çağına gelindiği hâlde tablonun aynı şiddette sürmesi
Bu işaretlerden biri varsa atılacak ilk adım danışmanlık değil, çocuk hekimi değerlendirmesi. Demir ve B12 eksikliği, reflü, besin alerjisi, yutma güçlüğü ve çölyak gibi tablolar bire bir aynı davranışı üretebiliyor. Tıbbi nedenler dışlanmadan psikolojik bir çerçeve kurmak, yanlış kapıyı çalmak oluyor.
Bir de şunu açıkça yazmak gerekiyor: yeme ile ilgili tanılar hekimin alanında. Son yıllarda “kaçıngan/kısıtlı yiyecek alım bozukluğu” (ARFID) olarak tanımlanan, iştahsızlıktan ve beden algısından bağımsız ilerleyen bir tablo var; bu tanıyı koyacak olan çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanı. Psikolojik danışman olarak ben tanı koymuyorum ve ilaç önermiyorum. Yaptığım şey, tabloyu birlikte anlamak ve hekim değerlendirmesi gerekiyorsa bunu geciktirmeden söylemek.
Masadaki döngü
Tıbbi bir neden yoksa geriye çoğu zaman şu döngü kalıyor.
Çocuk yeni yiyeceği reddediyor. Ebeveyn haklı bir kaygıyla ısrar ediyor: bir kaşık daha, bitirmeden kalkmak yok, yersen tatlı var. Çocuk için masa artık bir pazarlık alanı; yiyecek de kendi başına değil, üzerindeki baskıyla birlikte deneyimleniyor. Baskı arttıkça reddetme pekişiyor, reddetme arttıkça ebeveynin kaygısı büyüyor.
Bu döngüde kimse yanlış niyetli değil. Yalnızca herkes kendi kaygısıyla hareket ediyor ve iki kaygı birbirini besliyor.
Nasıl çalışıyoruz
Çalışmanın omurgası bilişsel davranışçı yöntemler. Yeni yiyeceğe yaklaşmak tek bir karar değil, basamaklara bölünmüş bir merdiven olarak kuruluyor: aynı masada bulunmak, tabağın kenarında durmasına izin vermek, dokunmak, koklamak, dudağa değdirmek, ucundan ısırmak. Her basamak çocuğun hızında ilerliyor ve yutma zorunluluğu taşımıyor. Çocuklarda bu yöntemin genel işleyişini çocuklarda BDT nasıl işler yazısında ayrıntılı anlatmıştım.
Ama yemeyi yalnızca bir alışkanlık sorunu olarak ele almak çoğu zaman eksik kalıyor. O yüzden çerçeveyi bütüncül tutuyorum ve birkaç katmana birlikte bakıyorum. Reddetme ne zaman başladı, o dönemde evde ne oluyordu? Bedende ne yaşanıyor; doku mu, koku mu, öğürme refleksi mi? Altında hangi duygu var; korku, iğrenme, yoksa masada tek söz hakkının bu olması mı? Ve bu tanıdık geliyor mu; çocuk başka alanlarda da kontrolü elinde tutmaya mı çalışıyor?
Duyusal hassasiyet öndeyse çalışma yiyecekle değil dokuyla başlıyor. Boğulma korkusu varsa önce o korku çalışılıyor, yiyecek listesi sonra geliyor. Ani başlayan ve travmatik bir yaşantıya bağlanan tablolarda EMDR terapisi sürece eklenebiliyor.
Hedef de buna göre kuruluyor: amaç çocuğun her şeyi yiyen bir çocuğa dönüşmesi değil. Asıl mesele listenin genişlemeye başlaması, yemeğin ev içinde bir çatışma konusu olmaktan çıkması ve çocuğun yeni bir şeyi denemekten korkmaması.
Evde değişen üç şey
Seansta ne yapıldığından bağımsız olarak, evdeki düzen değişmeden tablo yerinden oynamıyor. Ailelerle en çok çalıştığımız üç başlık şunlar.
Sorumluluğu bölmek. Ne yemek çıkacağına, ne zaman ve nerede yeneceğine ebeveyn karar veriyor. O yemekten ne kadar yiyeceğine, hatta yiyip yemeyeceğine çocuk karar veriyor. Bu ayrım korunduğunda masadaki mücadelenin zemini ortadan kalkıyor.
Yeni yiyeceği baskısız sunmak. Tabakta, bilinen yiyeceklerin yanında, küçük bir miktarda ve yorum yapılmadan. Bir çocuğun yeni bir yiyeceği kabul etmesi çoğu zaman tek bir karşılaşmayla olmuyor; defalarca görmesi, sonra denemesi gerekiyor.
Yemeği ödül ve ceza listesinden çıkarmak. Tatlıyı pazarlık aracı yapmak, sebzeyi yenmesi gereken bir görev, tatlıyı da ödül hâline getiriyor. İkisi de uzun vadede istenenin tersini üretiyor.
Ne zaman yönlendirme yapıyorum
Bazı tablolarda danışmanlık tek başına doğru yanıt değil ve bunu ilk görüşmede söylüyorum.
Belirgin kilo kaybı, büyümenin etkilenmesi ya da beslenmenin tıbbi destek gerektirecek kadar daralması varsa öncelik hekimde. Boğulma korkusuyla katı yiyeceklerin tamamı bırakılmışsa, kısıtlama beden algısına ya da kilo alma korkusuna bağlıysa, nörogelişimsel bir tablo (otizm spektrumu, dikkat eksikliği, duyusal bütünleme güçlüğü) düşünülüyorsa çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi gerekiyor.
Bu yönlendirme sürecin sonu değil. Hekim takibi başladığında danışmanlık onunla eş güdümlü yürüyebiliyor; ebeveyn çalışması ve kademeli yaklaşma basamakları bu durumda da işini görüyor.
Batıkent ve çevresinden ulaşım
Görüşmeler Yenimahalle Batıkent’te, Neva Life Care bünyesinde yapılıyor. Batıkent dışında Eryaman, Etimesgut ve Göksu çevresinden gelen aileler için araçla ulaşım İstanbul Yolu üzerinden kısa sürüyor; ailelerin bir kısmı da çocuğun okul saatine denk gelmeyen öğleden sonra saatlerini tercih ediyor.
Yol mesafe olarak zorlayıcıysa online danışmanlık bir seçenek. Yeme başlığında ebeveyn görüşmelerinin tamamı online yürütülebiliyor; çocukla doğrudan çalışmanın online uygunluğu ise yaşa ve tabloya göre ilk görüşmede birlikte değerlendiriliyor.
Toparlarsak
Seçici yeme çoğu çocukta bir dönem ve üzerine gidildikçe uzuyor. Dönemsel olmaktan çıktığını gösteren işaretler ise belli: büyümenin etkilenmesi, listenin daralmaya devam etmesi, yutma ve boğulma korkusu, ani başlangıç. Bu işaretlerde sıra önce çocuk hekiminde, gerekiyorsa çocuk ve ergen psikiyatrisinde.
Tıbbi bir neden yoksa değişimi getiren şey genellikle yeni bir beslenme listesi değil; masadaki baskının kalkması ve çocuğun yeni yiyeceğe kendi hızında yaklaşabilmesi.
Sürecin ayrıntıları çocuk ve ergen danışmanlığı sayfasında. İlk görüşmenin nasıl geçtiğini merak ediyorsanız ilk görüşmede ne oluyor yazısına bakabilir, hazır olduğunuzda randevu talebi oluşturabilirsiniz.

